Guroymak in France Translate  Guroymak in Russian Translate  Guroymak in English Translate  Guroymak in Deutsch Translate

Hoşgeldin ziyaretçi, forumlarımızda iyi vakit geçirmenizi dileriz. burayı tıklayarak forumlarımızı kullanmaya başlamak için üye olabilirsiniz. Üyelik ücretsizdir.
Hatırla
Şifre
   
Forumlar
 Genel Konular / Güncel ve Genel Konular
        bize dayatýlan kültüre karþý savaþmalýyýz
bize dayatýlan kültüre karþý savaþmalýyýz

28.11.2007 10:55






kendi kültürümümüzden vaz geçmeyelim.
meraba arkadaþlar ben yeni üyeyim.umarým yazýlarým sizi rahatsýz etmeyecektir. belki çoðunuz bu kadar uzun bir yazýyý okumayacaksýnýz,belki okurken sýkýlacaksýnýz,belki bana ne faydasý var diyeceksiniz ama bu alýntýyý okumanýzý isterim.


Televizyonlarda oynayan her bir dizi üzerine sayfalarca yazýlýp, bunlarýn nasýl bir kültürün temsilcisi olduðuna dair tartýþýlabilir. Fakat biz bir tek dizi üzerinde durmakla yetinelim. Dizilerin dizisi, en esaslý ve hiç bitmeyen dizi "yozlaþtýrma" adlý dizidir. Bu dizi burjuvazinin tüm televizyon kanallarýnda oynuyor. 24 saat kesintisiz... Her daim beyinlere zehir pompalayan, her daim ideolojik savaþ veren bir dizidir bu. "Dizilerin dizisi" de denilebilir buna. Televole türü magazin programlarý, bir baþka açýdan topluma uyuþturucu þýrýnga eden spor programlarý, hatta saat baþý yayýnlanan "borsa bültenleri" hep bu dizinin "sahneleri" olarak çekilmektedir... Bu yüzdendir ki, gençlerimizin, ev kadýnlarýmýzýn, akþamlarý televizyon karþýsýna geçen iþçilerimizin, memurlarýmýzýn, sadece þu veya bu diziyi seyredip seyretmemeleri sorunu çözmeye yetmez; herkes, televizyon karþýsýnda gerçekten daha bütünlüklü bir set örmeli kendine...

Hepimiz bir þekilde gazeteler, radyolar, televizyonlarla iç içeyiz. Baþka hiçbir araç ve yöntem, bu kadar geniþ bir kitleye ulaþmamaktadýr. Bu iletiþim araçlarý aracýlýðýyla, hangi kavramlar empoze ediliyor, nasýl bir yaþam tarzý özendiriliyor?

Bir dönem hatýrlanacaðý gibi "Televole kültürü" son derece revaçta bir kavramdý. Yukarýdaki sorunun cevabý olarak kabul edilebilecek kadar da karakteristik bir olgudur. Fakat biraz yukarýda da belirttiðimiz gibi, reklamlardan dizilerine, sinemasýndan haber programlarýna (evet haber programlarýna) kadar, yani özellikle bu iþ için yapýlan magazin programlarý dýþýnda da, her yerde bu televole kültürüyle karþýlaþýyoruz. En dikkat çekici olgulardan biri de "televole" programlarýndaki kiþilerin, olaylarýn, artýk ana haber bültenlerine, gazetelerin manþet lerine taþýnmýþ olmasýdýr. Sadece bu olgu bile, burjuva basýn yayýn kurumlarýnýn yozlaþmadan þikayetlerinin riyakarca olduðunu göstermeye yeter. Tam tersine onlar, yozlaþmanýn koçbaþýdýrlar.

Burjuva yaþam tarzýnýn ahlâksýzlýklarýný, çürümüþlüðünü, bazen "özgür aþk", "özgür yaþam" gibi kavramlar altýnda, hatta zaman zaman çizmeyi daha da aþarak "devrim" olarak sunan bunlardan baþkasý deðildir. Sunduklarý, burjuvazinin en pespaye, en soysuzlaþmýþ asalak tabakasýnýn çürümüþ kültürüdür.

Burjuva ideolojisi ve bakýþ açýsýyla þekillenen yayýnlar, bu ideolojiyi gizleyerek, çeþitli örtülerin altýna gizleyerek sunarlar. Halk kültürünün ilerici, paylaþmacý, eþitlikçi, halkçý öðelerine gazeteler, televizyonlar kapatýlmýþtýr adeta. Halk kültürü, yöresel yemeklere, düðünlerde giyilen giysilere indirgenmiþtir. Bakýn televizyonlara, halk kültürü adýna bundan baþka bir þey göremezsiniz.

Bu kültür, özellikle gençliðe sunduðu "örnek model"lerle, bir yandan sürekli tüketen "tüketim insanlarý" yaratýrken, bir yandan da doyumsuz, idealsiz, bohem, aþký, sevgiyi de bir "tüketim" olarak gören ve günübirlik yaþayan, sorunlara karþý duyarsýz, tek kaygýsý "onsuz yaþayamayacaðýný" düþündüðü ürünleri nasýl alacaðý olan bir insan tipi yaratýr.

Reklam kampanyalarýnýn, propagandalarýnýn, empoze edilen kavramlarýn ve yaþam tarzýnýn etkisi altýna giren insan için artýk sonuçta þu veya bu malý kullanmak, bir ihtiyaç karþýlamaktan çok, bir "kimlik-kiþilik" meselesi haline gelir. Tüketim giderek kimliksizleþen kiþinin tek kimliði, hayatý boþalan kiþinin hayatýnýn tek "mutluluðu" haline gelir. Nike, veya Cola, veya MTV, McDonalds, þu marka telefon, gözlük, giysi, þu tarzda yiyip içmek, artýk onun kimliðinin bir parçasýdýr.
Bu tüketim kültürünün yalnýzca gelir düzeyi yüksek, "çýlgýnca ve sýnýrsýzca" tüketebilecek kesimleri kapsadýðýný düþünmek de bir yanýlgýdýr. Tersine, sözü edilen kültür, çok çeþitli biçimlere bürünerek yoksul kesimlere kadar geniþ bir etki alanýna sahip olabilmektedir. Filmlerden dizilerden, magazin programlarýndan, reklamlardan, burjuva basýndan süreklileþtirilen bu kültürel bombardýman, yoksullarý da vurmakta ve onlarda çok daha büyük tahribatlara yolaçmaktadýr.

Eðer yoksul, þu veya bu ürünün "onsuz yaþanýlamaz" olduðu kültürünü alýrsa, onlara ulaþacak maddi imkanlarý da doðal olarak olmadýðý için, o zaman kimi fuhuþa, kimi hýrsýzlýða sapacak, kimi çetelere kapýlacak, alçalacaklardýr. Böylelikle yozlaþma ve çürüme, katmerli hale gelir.

Burjuva ideolojisinin en temel taþlarýndan biri "birey"dir. Bu anlamda, bireycilik de burjuva yaþam tarzýnýn temel özelliklerinden biri olmuþtur. Yozlaþtýrma politikasýnýn, kitleleri teslim alma politikasýnýn da temelinde bu vardýr.

"Özgürlük", "modernlik" adýna, tüketim kültürüyle köleleþtirilmiþ ancak köleleþtiðinin farkýna varamayan insanda, tüketim hýrsý, bireycileþmeyi hýzlandýrýr. Hayatýndaki her þeye, tüm iliþkilerine, düþüncelerine bireysel çýkarlarý yön vermeye baþlar. O artýk bireysel kurtuluþ –daha düz bir deyimle, kendini kurtarma– peþinde koþan bir insan tipidir.

Sonuçta bu kültürün yarattýðý tip, sömürü sisteminin ömrünü uzatan, kapitalistin kârýný katlayan bir rol oynar. Bu tip yaygýnlaþtýkça, çoðaldýkça, kapitalistin huzuru artar; çünkü böyle bir tip, sistem için bir tehlike oluþturmak bir yana, sistemin sigortasý olur.


Dizilerin 'sol' soslularý

Ekmek ve Adalet Dergisi'nde, televizyon dizilerine iliþkin yayýnlanan bir yazýnýn þu baþlýðýný hatýrlayacaksýnýz belki: "Ýçinden siyasetin geçmediði hayatlar." (Bkz. 108. Sayý, 2 Mayýs 2004)

Çoðunlukla içinde siyaset geçmez dizilerin. Fakat geçeni de vardýr. Fakat ne yazýk ki, "Sol" adýna bir þeyler söyleme iddiasýndaki diziler, en dikkatli olunmasý gereken dizilerin baþýnda gelir.

Niyet ve akýbet, çoðu kez birbirini tamamlamaz bu dizilerde. Tamamlayamaz da. Týrpanlanmýþ, budanmýþ, içi boþaltýlmýþ bir sol yansýtýlýr ve solculuðun, devrimciliðin bu olduðu empoze edilir. Hâlâ solcu olduðu iddiasýndakiler, "hiç anlatmamaktansa, kýyýsýndan köþesinden anlatmak yeðdir" kliþesiyle savunurlar kendilerini. Kitleleri aldatmanýn ve yanýltmanýn gerekçesi bu olamaz. Proletaryanýn ideolojisi, faþizmle yönetilen, burjuvazinin elindeki bir ülkenin basýn ve yayýn kurumlarýnda verilemez. Bu açýk bir þey. Faþizm sola düþmandýr; düþmanýnýn kendini doðru bir biçimde tanýtmasýna izin vermez. Burjuvazi, "sosyalizm öldü", "elveda proletarya" söylemlerini piyasaya sürmüþken, bunun tersini söyleyen bir sese yer vermez. Bu konuda kimse kendini kandýrmamalýdýr.

Burjuva basýn yayýn kurumlarýnda gösterilen filmler, yayýnlanan diziler, magazin, yarýþma, spor programlarý, reklamlar, moda programlarý, haber programlarý, burjuvazinin çýkarlarýna uygundur. Bunun tersi düþünülemez ve istisnalar kuralý bozmayacaðý gibi, aslýnda bugünkü tekelleþmiþ medyada herhangi bir istisnaya da pek yer býrakýlmamýþtýr.

Tekelci burjuvazinin televizyonlarýndaki diziler, olsa olsa, sola, solun deðerlerine saldýrýnýn kürsüsü olur ve üstelik saldýrýnýn diðer biçimlerinden farklý olarak evlerimizin, beyinlerimizin içine kadar girerek vurur darbelerini.

Bazen ilerici, demokrat olarak bilinen þu veya bu sanatçýnýn varlýðý, o diziyi izlemek için bir vesile olur. Elbette sanatýn demokrat emekçileri olarak adlandýrýlabilecek birçok isim yeralýyor dizilerde. Ancak onlarýn varlýðý bu dizilerin niteliðini deðiþtirmiyor. Onlarýn birçoðu, dizilerde zorunluluktan, sadece ekonomik nedenlerle oynadýklarýný söylemektedirler. Tiyatro yapabilmek için dizide oynamakta bazýlarý mesela. "Senaryoyu bile okumadýklarýný, sahneyi oynayýp oradan hýzla uzaklaþtýklarýný" anlatmýþtýr kimileri biraz da suçluluk psikolojisi içinde.. Elbette zaten biraz da suçludurlar. Fakat þimdi konumuz bu deðil. Demek istediðimiz þu ki, bu sanatçýlarýn varlýðý, içi boþ dizileri izlemenin gerekçesi olmamalý.

Burjuva medya sonuçta yozlaþmanýn yukarýda dediðimiz gibi, koçbaþlarýndan, ana kaynaklarýndan biridir. Bu asla unutulmamalý. "Televole" kültürünü yaratýp, topluma empoze eden, bundan da büyük "reyting"ler ve kârlar elde eden burjuva basýn yayýn kurumlarý, zaman zaman suret-i haktan görünür. Hatta bir bakmýþsýnýz uyuþturucu karþýtý kampanyalarýn bayraktarlýðýný yapar... "Fazla doz uyuþturucudan" ölen birini manþete çýkarýp sansasyonel bir haber yapar... Ama bu tür haberleri verirken de riyakardýrlar. Genç yaþta uyuþturucuya kurban gitti, arkadaþ kurbaný oldu, parçalanmýþ ailelerin çocuklarýydýlar gibi kliþelerini ötesinde bir þey bulmazsýnýz bunlarda genellikle. Olayýn nedenine, niçinine, temellerine bakýlmaz, bunlar okurlara, izleyicilere de gösterilmez.

Çünkü sorunun kaynaðý, bizzat kendi sistemleri ve kendileridir.


Kaybettiðimizi
kazanabiliriz

Elbette hep söylenir; yaþam boþluk kaldýrmaz. Bu siyasal açýdan da böyledir, günlük açýdan da... Sonuçta insanlar günlük zamanlarýný bir þekilde bir þeylerle doldururlar. Sinema, tiyatro, televizyon, müzik ve benzerleri de insan yaþamýný dolduran faaliyetlerin bir bölümünü oluþtururlar. Ve kuþkusuz, bu faaliyetler, o yaþamý olumsuz biçimde de doldurabilir, olumlu biçimde de...

Hal böyle olunca, þunu seyretmemek, bu filme gitmemek noktasýnda herkesin kendince alternatifleri olmalý. Eðer alternatifi yoksa, ondan aldýðý zamaný baþka türlü dolduramayacaksa, o boþluk, insanlarý yeniden burjuvazinin sunduklarýna mahkum edecektir...

O diziyi izlemeyince ne kaybederiz? diye sorulabilir ilk adýmda.

Görülecektir ki cevap, çoðu kez "hiçbir þey"dir!

Bunun ardýndan "izlemezsek ne kazanýrýz?" diye sorulabilir: Ki bunun cevabý da bize baðlýdýr.

Kazanýlan zaman, konu komþuyla, arkadaþlarýnla, yoldaþlarýnla sohbet ederek geçirilebilir. Veya kitap okuyarak geçirilebilir. Ýmkaný olan spor yapar, gezer, bir devrimciyse, sendikalý bir iþçi ve memursa, iliþkilerini yaygýnlaþtýrmak, örgütlenme yapmak için deðerlendirir bu zamaný... En kötüsü, geri kazanýlan bu zaman dinlenerek geç
Yazdır
 

28.11.2007 13:11






ne sol ne sað çözüm sadece ve sadece islamdadýr.
alýntý yaptýðýnýz sýkýntýlarýn bir çoðuna katýlýyorum fakat çözümü asla ve asla solculukta,sosyalizmde veya komonizde aramam.çözüm olamamýþtýr olamazda hiçbir zaman.
Yazdır
 

28.11.2007 13:56

QIRIX


Site Kurucusu


Konu sayısı   475
  15-03-2007, 17:56:24


Sidar, alýntý yaptýðýn yazýlarýnýn altýna kaynak göstererek site kurallarýna ters düþmeyecek þekilde olmasýna dikkat edermisin. Kaynak gösterilmeden yazýlan ve paylaþýma sunulan alýntý yazýlarýn site kurallarýna aykýrý olmasý nedeniyle silineceðini söylemek istiyorum.

ßilginize...


__________________________________________________


Site Kuralları'na Aykırı içerik paylaşan ve kuralları ihlal eden kullanıcılara, kurallarda yazılı yaptırımlar uygulanacaktır.
Kullanıcı offline Yazdır
 

28.11.2007 16:19






kurallarýnýzý ihlal ettiðim için özür dilerim.
forum kurallarýn tamamýný okumamýþtým istemiyerek oldu bundan sonra daha dikkatli olurum.


yürüyüþ dergisinde yayýnlanmýþ bir yazýdýr kaynak : yürüyüþ dergisi
Yazdır
 

28.11.2007 18:13

GAZL


Kayýtlý Kullanýcý


Konu sayısı   647
  15-10-2007, 13:39:05
CHE
Kullanıcı offline Yazdır
 

Sayfayı yazdır  |  Sonraki konu  |  Sonraki konu
Git
 

Kimler online?
Forum istatistiği
Yanıtlar833, Yazılar :6186, Üyeler :1344
Hoşgeldin yeni kullanıcı, birbaska
  Anasayfa  |    Forum  |    Ziyaretçi Defteri  |    Tavsiye Et  |    Site Haritası  |    Yardım  |    İletişim